22 Temmuz 2015 Çarşamba

replika saat ve varlık bilgileri90

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri90 bugün sizldere en güzel bilgileri yazan replika saat diyorki Kıskançlık, çıkar ya da erdemsizlik nedeniyle kapıları dinlediğimi ya da arıah-lardeliğinden içeriyi gözetlediğimi larzedelım. Yalnızım ve ben(in) konüşiarıdı-neı-olnıayan bilincinin düzlemindeyim. Bunun anlamı, öncelikle bilmcirnde ikamet eden bir lıcnin bulunmadığıdır. Şu halde edimlerimi nitelemek üzere göndermede bulunabileceğim hiçbir şey yoktur. Bu edimler hiçbir şekilde bilinmiş değildir, ne var ki ben anlarım ve yalnızca bu olgudan otum onlar butun dogrulanışlarını kendi-kendilerinde taşırlar. Ben, şeylerin salt bilinciyim ve şey 1er de benim kendilik devrem içinde alındıklarında, kendi sommluluklarım(m konuşlandıncı-olmayan bilincine karşılık olarak bana kendi gızılguçiuluklerm sunarlar. Bu demektir ki bu kapının arkasında bir sahne “görülecek şey rjlaral bir konuşma “işitilecek şey” olarak kendim önermektedir. Kapı ve anahtar del ^ hem araçlardır hem de engellerdir: kendilerim “dikkatle kullanılması gerekt şevler” olarak sunarlar; anahtar deliği kendim “yakından ve bir parça yandan h kılması gereken şey” olarak verir, vb. O zaman “yapacağım şeyi yaparım" , aşk türden hiçbir görüş edimlerime bir yargının etkide bulunabileceği ven vasfım 1 zandırmaz: bilincim sıkı sıkıya edimlerime yapışır, bilincim edımlenmdir; edimleri yalnızca ulaşılacak amaçlar ve kullanılacak aletler yönetir. Omeğm, ı nmınhiçbir “dışsallığı” yoktur, bir amaca yönelik bir araç-bıleşımtmn sent yoldan dünya fonundan çözülüp ayrılması için aracın (anahtar deliği) ulaşık amaçla (seyredilecek sahne) münasebete sokulmasından, kendimi dûny içinde yitirme tarzımdan, bir kurutma kâğıdının mürekkebi emdiği gibi şt emilmemden ibarettir düpedüz. Düzen, nedensel düzenin ter; amacı önceleyen bütün uğraklan düzenleyen bizatihi amaçtır; ; I araçları doğrular, araçlar kendi-kendıleri için ve amacın dışında varolmazla' t tümü de imkânlarımın özgür bir projesine nispetle varolur; varım’m ır I olarak, o
,,pau:onU-vcn ^on um da kıskançlıkur, Aina umı ou kıskan^ı^ı bünı,.,^. i katk'Kv'ı "> i-unvava aıı araçsallık bileşimini yapacak yerde temaşa kaiKİıRı ^la >'<»>a valmzca bu bileşim öğreiebilırdi. Dünya üzerindeki çifte ve tetsme belirlenişiyle birlikte -kapının arkasında ancak kıskanç ıçınydailtvelc bir sahne vardır, ama kıskançlığım kapının arkasında go,tıî^t?| sahne hulınmuiMnm basıl ve nesnel olgusundan başka bir şey de^ıldifJîj diye adlandıracağımız şeydir. Bu durum bana hem 0lgusallığımı,hcm,k j| lu^üımı vansıiif. dünyanın beni çevreleyen belli bir nesnel yapısı vesjlecj|| gııree verme geıırilecek işler formu altında bana özgürlüğümü göndenrjiİ hiçbir zorlama yoktur, çünkü özgürlüğüm imkânlarımı kemirir ve ba-J| içinde dünyanın gizilgûçlülûkleri de yalnızca işaret edilirler ve önenlipS yüzden kendimi gerçekten de bir durum halinde olan gibi ianımlayani3r:ı-|i kendimin konumsal bilinci olmadığım için; sonra da, kendi kendiminî"^|
duğum için, Bn anlamda, ve ne değilsem o olduğuma ve ne isem o ofedİy göre, kendimi gerçekten kapılan dinlemekle olan gibi bile lanımlayaııı;^|
ca aşkınlığımla kendimin bu geçici tanımından kunulurum; dahaonc:?^ ğümüz üzere, kendini aldatmanın kökeni buradadır; nitekim yalncclî? bilememekle kalmam, kendi varlığımdan bizatihi kurtulmuş olsam da lığım benden kurtulur ve bütünüyle hiç olurum; burada, dünyanın J lirginleşen belli bir nesnel bütünü, gerçek bir sistemi, araçlannbırra,ie tusündaki düzenlenişim çevmeleyen ve onu ortaya
doğruya vc kadı nesnesi olarak kavramaz kivi l,u'J,„u ,(/„ Mugu ölçüde bı-linç ona mevc uıiuı, Burum anlamı şudur: benm bilimine kendimden kurtularak aniden sahip olurum, ama kendi hiçliğimin u-mrlı olarak dcAil de kendi dışımda kendimi temellendirerek ona sahip olurum Kr-mlım ıçm ancak düpedüz başkasına gönderme olarak varım. Bununla birlikle, binada nesnenin başkası oldu-ı güve bilincimdeki mevcudiyet olan egonun ikim ıl bn yapı ya da nesne-başkası-1 nınbirimlemi olduğu anlaşılmamalıdır; başkası burada nesne değildir ve daha önce gösterdiğimiz gibi ben, aynı anda başkası-ıçm rıcsnc olmayı bırakmaksızın ve ortadan silinmeksizin nesne olamaz. Böylece, m- başkasını nesne olarak, ne de egomu kendim için nesne olarak hedef alırım, haıüı bu egoya doğru, mevcudiyet olarakenmim dışında kalan bir nesneye doğruymuşçasına, boş bir yönelim bile Yönekemem; gerçeklen de egom dolduramayacağım bir hiçlikle benden ayrılmıştır, çünkü onu benim için olmayan olarak ve ilke olarak başkası olarak kavrarım; dolayısıyla onu bir gün bana verilmiş olabileceği cilçude değil, tersine, ilke olarak benden kaçtığı ve asla bana ait olmayacağı ölçüde hedef alırım. Ne var ki ben yine de oyum, onu yabancı bir imge gibi itmiyorum, ama tanımaksızın kendisi olduğum bir ben gibi ona mevcutum, çünkü ben onu utancın içinde (daha başka hallerde, gururun içinde) keşfederim. Başkasının bakışım ve bu bakışın ucundaki kendimi bana açık eden, bakılan durumunu bana bildiren değil de yaşatan, şey, utançtır ya da övünçtür. Oysa utanç, bu bölümün başında işaret ettiğimiz üzere kendi’den utançtır, benim, düpedüz başkasının baktığı ve yargıladığı nes ne olmamın tanınmasıdır. Ben ancak verili nesne haline gelmek üzere bendet kunularak kendi özgürlüğümden ütanabilirim. Böylece kökensel olarak üzerin düşünülmemiş bilincimin bakılan-egom ile bağı, bir bilmek bağı değil, varlık bc gıdır. Edinebileceğim her türlü bilginin ötesinde, ben bir başkasının bildiği b «enim. Ve olduğum bu beni, başkasının beni yabancılaştırdığı bir dünyada oh '"'■Jm, çünkü başkasının bakışı, varlığımı ve onun bağlılaşığı olarak duvarları, k P'yı,anahtar deliğini kuşatır; ortalarında olduğum bütün bu araç-şeyler, ilke ol fe!başkasına doğru çevirirler. Böylece başkasına doğ '^dünyanın ortasında, ben başkası için kendi egom olurum. Ama, bir...replika saat sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder